|
DERİ SEKTÖRÜ
Deri Sektörüne Genel Bakış
Deri, insanoğlunun ihtiyaçlarını gidermek için kullandığı ilk malzemelerden
birisi. İlkel çağlarda örtünme amaçlı kullanılan deri, daha sonra savaşlarda
kın, üzengi ve sadak olarak stratejik önemi olan bir malzeme halini aldı.
Deri sektörü üretimi için gerekli hammaddesini, hayvancılık sektöründen
tedarik ediyor. Mezbahalardan ve diğer kesimhanelerden elde edilen derilerin
kullanma şekillerine ve mahalli koruma geleneklerine göre, yağ ve diğer yabancı
maddelerden temizlenip, sınıflandırılmaları yapılır, muhafaza edilebilir hale
getirilir. Ham deri, et üretiminin yan ürünleri arasında, değer bakımından
birinci derecede önemli olan yan üründür.
Türklerin 15’inci yüzyıldan bu yana faaliyet gösterdikleri bir sektör olan
dericilik, 20’inci yüzyılın ikinci yarısında önemli sektörlerinden biri haline
geldi. Deri sanayii çok eski ve köklü bir yapıya sahip olmasına rağmen
Cumhuriyetin ilk yıllarında babadan oğula geçen ve lonca karakterini muhafaza
eden bir iş kolu olarak kaldı, ancak kalkınma programlarında belirlenen çeşitli
özendirici ve destekleyici tedbirler sayesinde kabuk değiştirmeye başladı.
Devletin deri sektöründeki etkinliği ise, Sümerbank’ın kurulması ile başladı.
Tabaklama çalışmaları ve ayakkabı üretimi, uzun yıllar boyunca sektörün önde
gelen etkinliklerinden biri oldu. Türkiye’de 1950 yılından başlayarak daha
liberal ve özel sektör odaklı bir kalkınma ve ticaret politikası uygulaması,
sektörde özel girişimlerin payını arttırdı ve günümüze kadar yüzde yüze
ulaşmasını sağladı.
Kaynak www.kobifinans.com.tr
Deri Sektörünün Yapısı
Türk deri sanayisinin ihracata yönelik gelişimi 1980’lerden sonra başladı. Yeni
işletmeler modern teknolojili yatırımlar yaptı, geleneksel işletmeler ise iç
pazara yönelik üretimlerini sürdürdüler. İstanbul-Tuzla ve İzmir-Menemen’deki
Organize Deri Sanayi Bölgeleri ile büyük bir üretim kapasitesi ortaya çıktı.
Deri sanayicileri, bunun dışında Çorlu, Gerede, Bursa, Denizli, Manisa, Uşak ve
Bor’da yaygın olarak faaliyet gösteriyorlar.
Türk Deri ve Deri Mamulleri Sanayinin, ülkemiz imalat sanayisi içinde çok önemli
bir yer edindiği herkesçe kabul ediliyor. Deri ve deri mamulleri ihracatı toplam
ihracat içerisinde yüzde 2’lik bir paya sahiptir. Ancak, bavul ticareti diye de
tabir edilen yolcu beraberindeki satışları da göz önüne alırsak, bu oran yüzde
8–10 seviyelerine çıkıyor. Çünkü deri sektörü, bavul ticareti yoluyla en fazla
ihracat gerçekleştiren sektördür.
Türkiye özellikle 1997 yılına kadar deri ve deri mamullerinden önemli döviz
girdileri elde etti. Ancak, ham deri ihtiyacının büyük ölçüde ithalat yolu ile
karşılanması, işgücü ve enerji maliyetlerinin artması yanında, yurt dışı
pazarlarda yoğun bir rekabet yaşanması ve büyük alıcılarımız sayılan ülkelerin
ekonomik krize girmesi sonucu bu sektörde önemli ihracat düşüşleri yaşandı ve
sektör krize sürüklendi. 2002 yılına gelindiğinde sektör hızla toparlanma
sürecine girdi ve kaybettiği pazarların büyük bir bölümünü tekrar elde etmeye
başladı.
Deri, hemen bütün üretim aşamalarında el emeğinin yoğun olarak kullanıldığı bir
sektör. Ayrıca deri standart bir biçime sahip olmadığı ve her zaman ihtiyaçlara
uygun olarak hazır bulunmadığından, hammaddenin talepler doğrultusunda
hazırlanması da sektörde önemli bir üretim aşamasıdır.
Üretiminde kullanılan teçhizatın yeniliği ürünün kalitesini ve genel olarak
verimliliğini etkilediğinden, Türk deri sektörü üretim teknolojisinde meydana
gelen değişiklikleri yakından takip ediyor. Kullanılan teknoloji rakip ülkelerin
birçoğuna göre ileri durumda. Önemli deri konfeksiyon ülkelerinden Çin,
Hindistan ve Pakistan bu anlamda Türkiye’nin oldukça gerisinde yer alıyor. Öte
yandan dünyanın en önemli deri üreticisi İtalya, teknoloji, moda ve katma değer
açısından Türk deri sektörünün kendine hedef edindiği ülkelerden…
Türkiye’de deri hammaddesi, deri konfeksiyon üreticilerinin ihtiyaçlarına ve
kalite beklentilerine cevap vermede yetersiz olduğundan; sektör, yüzde 70-75
oranında ithalata bağımlı durumda. Diğer bir önemli üretim girdisi de işçilik.
Toplam girdiler içindeki payı yüzde 15-20 dolayında. Diğer ülkelerle
karşılaştırıldığında Çin, Hindistan ve Pakistan deri üretiminde düşük ücret
düzeyleri ve devletin uyguladığı sübvansiyonlar nedeniyle avantajlı konumda.
400 bin tonluk yıllık deri işleme kapasitesi bulunan sektörde, ihracatta tek
pazara bağımlılık ve istikrarsız pazar hareketleri nedeniyle kapasite kullanım
oranı düşük kalıyor. 1998 krizini takiben Rusya pazarında yaşanan kriz ve bavul
ticaretinin durma noktasına gelmiş olması sektörde üretim kapasitesini yüzde
30’lara kadar geriletti. 2000 yılından sonra Rusya piyasasının toparlanma
sinyalleri vermesi ve üreticilerin Avrupa pazarında ihracat arayışlarını
yoğunlaştırmaları sonucunda, sektör toparlanma sürecine girdi. 2002 yılında ise
deri ve deri mamulleri sektörü imalat sanayi üretimindeki yüzde 2,3’lük ve
toplam sanayi istihdamındaki yüzde 1,5’lik payı ile ülke açısından hayati öneme
sahip sektörlerden birisi haline geldi.
Kaynak www.kobifinans.com.tr |