|
Deride Üretim ve Deride Üretim Durumu
Türk deri sanayi gerek üretim değeri, gerekse ihracat potansiyeli açısından
ülkemizin sürükleyici sektörlerinden biridir. Sahip olduğu deneyim, rekabet gücü
ve yüksek üretim kapasitesi ile sektör dünya devleri ile yarışmaktadır. Diğer
taraftan Türk deri sektörü teknolojik açıdan da gelişmiş, teknik bilgi ve
donanım da ihraç edebilecek düzeye erişmiştir.
Türkiye’de deri ve deri mamulleri sanayi son 15 yılda hızla gelişmesini
sürdürmüş ve yurtiçi geniş ham deri kaynaklarının yanı sıra önemli ölçüde ithal
hammadde kaynaklarını da kullanarak önemli tutarda deri ürünleri ihracatı
gerçekleştirmek suretiyle uluslararası pazarlarla bütünleşmeyi büyük oranda
başarmıştır. 1990’lı yıllarda ihracatın gelişmesindeki en büyük etken, Rusya
Federasyonu ve Doğu Avrupa ülkelerine gerçekleştirilen ihracattaki artış ve bu
ülkelerden gelen turistlere yönelik satışlardır. Talepteki yüksek oranlı
artışlar sebebiyle de deri sektöründe büyük yatırımlar gerçekleştirilmiş ve
üretim kapasitesi önemli oranda artmıştır.
Avrupa’da yayılan çevre baskısı nedeniyle Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkeler
tabakhane işlentisinden kaçarken, Türkiye bir yandan bu boşluğu doldurmuş, bir
yandan da yoğun bir çevre baskısı ile karşılaşmıştır. Türk deri sektörü çevreye
duyarlı üretim tekniklerinin adapte edilmesi konusunda 90’lı yılların başından
itibaren çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Bu çerçevede, çevresel konuların
önemli olduğundan hareket eden deri sanayi, Çevre Bakanlığı ile 1994 yılında bir
“Çevre Protokolü“ imzalamıştır. Söz konusu protokol ile sektörde faaliyette
bulunan işletmelerin en geç 1998 yılı sonuna kadar ya arıtma sistemine sahip
herhangi bir organize sanayii bölgesinde yer almaları ya da kendi arıtma
sistemlerini kurmalarını benimsenmiştir. Sektörün çevreye uyum çabaları
sonucunda bugün üretilen malların yüzde 70’i çevreye duyarlı yöntemlerle
üretilir hale gelmişlerdir.
Sektörde tamamlanmış olan 3 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Bunlar
İstanbul- Tuzla Organize Sanayi Bölgesi, İzmir- Menemen Organize Sanayi Bölgesi
ve Çorlu Deri Organize Sanayi Bölgesi’dir. İstanbul- Tuzla, İzmir- Menemen ve
Çorlu deri işleme bölgelerindeki arıtma tesisleri çevre kirliliğinin önlenmesine
katkıda bulunmaktadır. Deri işleme sanayiine yönelik olarak Balıkesir-Gönen,
Bolu-Gerede, Bursa, Denizli, Isparta, Niğde-Bor, Uşak illerinde organize deri
sanayi bölgesi, Isparta-Yalvaç ve Manisa illerinde küçük sanayi sitesi
yatırımlarına devam edilmektedir.
Deri sektörü, 1970’lerden beri Türk ekonomisinde giderek artan önemde bir rol
oynamıştır. Sektör, önemli ölçüde ihracata ve turistlere yönelik faaliyet
gösterdiği için ülkeye net döviz girdisi sağlamaktadır. Emek yoğun bir üretim
şekline sahip olması nedeniyle de geniş bir istihdam yaratma potansiyeli
bulunmaktadır. Katma değeri yüksek ürün ihraç etmekte olan sektör toplam imalat
sanayinde yüzde 2 toplam istihdam içinde ise yüzde 1.5’luk bir paya sahiptir.
400.000 tonluk yıllık deri işleme kapasitesi ve faaliyette bulunan 1200 firma
ile Türkiye’nin 10. büyük sanayi kolu konumundadır. Genelde, Türk Deri Sanayi
alt yapı, teknoloji ve ihracata yönelik performansı dikkate alındığında belirli
bir rekabet gücüne sahiptir. Ancak deri sektörünün temel girdisi olan ham
derinin ülke içi üretiminin yeterli olmaması nedeniyle, ham ve yarı işlenmiş
deri talebi ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Hammadde ihtiyacının büyük kısmını
ithalat yoluyla karşılayan ve bunu katma değeri yüksek ürünler haline getirerek
büyük bir kısmını bavul ticaretiyle kuzey ülkelerine ihraç eden deri sanayi, bu
ticaretin giderek azalması ile kayıtlı ihracata ağırlık vermeye başlamıştır.
1998 yılında yaşanan Rusya krizi sonrasında üretiminin yaklaşık yarısını bu
pazara ihraç eden sektörde tek pazara bağımlılık nedeniyle ciddi bir sarsıntı
meydana gelmiştir. Bu kriz sonrasında sektördeki firmaların bir kısmı kapanmış
veya kapanma noktasına gelmiş ve işçi çıkarılmıştır. Sektördeki gelişmenin
sürdürebilmesi ihracatın artırılmasına bağlıdır.
Ülkemizde ayakkabıcılık sektörünün en önemli özelliği ise çoğunlukla işgücüne
dayalı küçük işletmelerden oluşmasıdır. İşletmelerde, kalite ve optimum kapasite
açısından olumlu gelişmeler yaşanırken, küçük işletme tarzı üretimin egemen
olması çeşitli olumsuzluklara neden açmaktadır. Ülkemizde yakın tarihe kadar
babadan oğula geçen bir zanaat olarak süregelen ayakkabı üretimi, 1950 yılından
itibaren küçük sanayi görünümü kazanmaya başlamıştır. 1970’li yıllarda ise,
sanayileşme çabaları bulunmakla birlikte, sanayileşme süreci gerçek manada
tamamlanamamıştır. 1980’li yıllarda ayakkabı sanayinde özellikle özel sektörde
makina parkı yatırımları yapılmış ve böylelikle sektörün yaklaşık yüzde 15’i
sanayileşmesini tamamlamıştır. Son yıllarda uluslararası teknolojiye uyum
sağlamak için sektördeki yenileme projeleri devam etmektedir.
Ayakkabı sektöründe 300.000 kişi çalışmakta olduğu bunun 20 000’inin
sanayileşmiş, 280 000’inin ise sanayileşmemiş işletmelerde istihdam edildiği
tahmin edilmektedir. Firmaların çoğunluğu küçük işletmelerden oluşmaktadır.
Türkiye’nin ayakkabı üretimi krizlerden sonra son yıllarda azalma eğilimine
girmiştir. Ülkemizde üretilen ayakkabıların yüzde 15’i tamamen makineleşmiş
işletmeler, yüzde 70’i yarı makineleşmiş işletmeler ve yüzde 15’i bünyesinde hiç
makine bulunmayan işletmeler tarafından gerçekleştirilmektedir.
Genelde, Türk Deri Sanayi alt yapı, teknoloji ve ihracata yönelik performansı
dikkate alındığında belirli bir rekabet gücüne sahiptir. Ancak deri sektörünün
temel girdisi olan ham derinin ülke içi üretiminin yeterli olmaması nedeniyle,
ham ve yarı işlenmiş deri talebi ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Ham deri ve
yarı işlenmiş deri ithalatının önemli bölümü AB ülkelerinden
gerçekleştirilmektedir. Bunun yanısıra özellikle organize deri sanayi
bölgelerinde yeni tesislerin devreye girmesi ile ham deri işleme kapasitesinde
önemli artış olmuştur.
Deri ve deri mamulleri sektörünün üretim değerleri 2001 yılında küçük oranlarda
düşmüştür. Üretimin 2002 yılında tekrar arttığı tahmin edilmektedir. 2001 yılı
üretim rakamları, küçükbaş mamul deri, yüzlükderi, kösele, deri giyim eşyasında
sırasıyla 3 091 milyon dm2, 1 183 milyon dm2, 5 036 bin ton ve 5 077 adet olarak
gerçekleşmiştir. Saraciye üretiminin değeri ise 19 829 milyar TL’dir.
Hazırlayan: Banu Bektaş
Kaynak: www.igeme.gov.tr
Deri Sektörü İhracatta Düşüşe Geçti
TKİB'in hazırladığı rapora göre en büyük 4 pazarına yaptığı ihracat düşüşe geçen
deri sektörü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'den yardım isteme
kararı aldı.
Değerli YTL, yüksek girdi maliyetleri ve talepte daralma nedeniyle birbiri
ardına fabrika kapatma ve kapasite düşürme haberlerinin geldiği deri sektöründe,
İstanbul Tekstil ve Hazırgiyim İhracatçıları Birliği (İTKİB) Genel
Sekreterliği'nin hazırladığı rapor olumsuz tabloyu belgeledi. "Türk Deri
Sektörünün Dünya ve Türkiye'deki Güncel Durumu" başlıklı rapora göre sektör en
büyük pazarları olan Rusya, Almanya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'ne
(ABD) ihracatta 2003'ten bu yana düşüşe geçti. Son 15 yılda ihracatını ancak
yarım milyar dolar artırabilen sektörün, 140 milyar dolarlık dünya ihracatından
aldığı pay da yüzde 0,8 ile sınırlı kaldı.
Geçen hafta yapılan "Deri Sektörü Değerlendirme Toplantısı"nda raporu masaya
yatıran sanayici ve ihracatçılar, sektördeki olumsuz gidişi tersine çevirmek
için Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'den yardım isteme kararı
aldı. İstanbul Deri ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Deri ve Deri
Mamulleri Meclis Başkanı Hakkı Matraş, "Sektördeki çoğu sanayici, bankalardan
korktuğu için sesini çıkaramıyor. Ama sermayesini yavaş yavaş tüketiyor. Nazım
Ekren'e üretim ve işgücü maliyetlerinin rekabetçi ölçüde indirilmesi, faizlerin
düşmesi ve 5084 sayılı Teşvik Yasası'nın sektör geneline uygulanması gibi çözüm
önerileri sunacağız" dedi.
Bankalar taarruza geçecek korkusu
Matraş, Ekren'den girdi maliyetleri ve faiz oranlarında indirim ile teşvik
sisteminin sektör genelinde uygulanmasını isteyeceklerini söyledi. Pazar
daralmasında özellikle değerli YTL'nin büyük payı olduğunu söyleyen Matraş,
artan ithalatın da yabancı ülkelerin gelişmesini teşvik ettiğine dikkat çekti.
Matraş, "Geçen yıl ocak-kasım döneminde dolar yüzde 20, euro yüzde 10 değer
kaybetti. Bu tablo, hayatını üreterek ihracata adamış olanlar için kötüye gidişi
işaret ediyor. Ayrıca ithalat 150 milyar dolar iken, ihracatın 100 milyar doları
aşması başarı olarak kabul edilemez. Ara malı ithalatındaki artışla, yerli
hammaddeyi bir kenara itip dışarıyı teşvik eder duruma geldik. Bunlar akıllı
işler değil" dedi.
Toplantıya katılan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı
Lemi Tolunay ise geçen yılki ihracatı yüzde 5,2'lik artışla 1.2 milyar dolara
çıkardıklarını ancak YTL bazında değer kaybettiklerini söyledi. Tolunay, "Dolar
bazında ihracat artsa da içerde maaşları YTL ödediğimiz için kan kaybediyoruz.
Bankalar taarruza geçecek korkusu yüzünden kimse sesini çıkaramıyor ama sektör
tasarruf olayını geçti. Kapanmalar, işten çıkarmalar ve küçülmeler uygulanıyor.
Türkiye ekonomisi için en önemli üç T olan tekstil, turizm ve tarım konusunda
devlet politikası göremiyoruz" dedi.
İşletmelerin sayısı üçte iki azaldı
Öte yandan Türkiye Deri Sanayicileri Derneği verilerine göre yurtiçindeki 13
adet organize deri sanayi bölgesi (ODSB) ve deri üretim alanlarında faaliyet
gösteren firma sayısı 5 yılda üçte iki oranında azaldı. En büyük ODSB'ye sahip
Çorlu, Tuzla ve Menemen'de beş yıl önce 300'ü aşkın işletme bulunurken bugün bu
sayı 120'ye düştü. TOBB Sanayi Veritabanı kayıtlarına göre 2005 yılında 1462
olan işletme sayısı günümüzde 422 adede düştü.
İtalya, dört yılda 3. büyük pazar oldu
Türk deri sektörü, dört yıl önce ihracattaki payı yüzde 1,7 olan İtalya'ya
satışını artırdı. İhracat payı yüzde 6'ya çıkan İtalya, sektörün üçüncü büyük
pazarı haline geldi. Lemi Tolunay, artışta üretim maliyetlerinden yakınan
İtalyan sanayicisinin Türkiye'ye know how transferi yapmasının etkili olduğunu
söyledi. Tolunay, "İtalyan deri tabakhaneleri, AB'deki yüksek üretim maliyetleri
yüzünden konfeksiyon ve saraciye üretimini 2003'ten bu yana yavaş yavaş
Türkiye'ye kaydırdı. İhracat artışında bunun payı büyük" dedi.
Türkiye'nin ihracatta en büyük pazarı Rusya
Deri sektörünün Türkiye'nin imalat sanayii üretimindeki payı yüzde 1.*Sektör
imalat sanayii istihdamı içinden yüzde 1,5, toplam ihracattan yüzde 1.1 pay
alıyor.* İhracatta en büyük pazar, yüzde 28,4'lük oranla Rusya. Rusya'yı
Almanya, İtalya, Fransa ve ABD izliyor. * Son dört yılda İtalya hariç dört büyük
pazara yapılan ihracat azaldı.* İtalya'ya ihracat son dört yılda yüzde 1,7'den
yüzde 6'ya çıktı. * Sektörün dünya deri ithalatının beşte birini yapan ABD'deki
payı yüzde 3,4'te kaldı.
Dünya deri ihracatının yüzde 65'i Çin'den
Dünya deri ve deri ürünleri ihracatı 140 milyar dolar. * Dünya ihracatının yüzde
65'i Çin, İtalya, Hong Kong, Fransa ve Almanya tarafından gerçekleşti.* 151.8
milyar dolarlık dünya deri ithalatının yüzde 51'ini, ABD, Hong Kong, İtalya,
Almanya ve Japonya yaptı. * Deri ithalatında en büyük pay, yüzde 20,9'luk oranla
ABD'nin oldu.
Kaynak - www.derivakfi.org |